Mary Dyson satır uzuluğu ile kullanıcıların ekrandan okuması üzerine yaptığı çalışmayı ‘How Physical Text Layout Affects Reading from Screen’ makalesinde paylaşmış.

Çalışmaya göre kullanıcılar bir satırda 100 ve üzeri karakterin olduğu yazıları daha hızlı okumalarına rağmen bir satırda daha az karakterin (45 ile 72 arası) olduğu yazıları okumayı daha çok sevmekteler.

Ayrıca yazının tek sütun olması yine kullanıcıların hızlı okumalarını sağlarken, kullanıcılar yazıları birden fazla sütunda görmek istemekteler.

Çalışmada kullanıcıların daha fazla sütuna bölünmüş yazıları daha hızlı okuduklarını düşündüğü ama çalışma sonucu ortaya çıkan verilerin bununla tam zıt olduğu belirtilmekte. Bu sonuç kullanıcıların sevdikleri biçimin her açıdan diğerinden daha iyi olduğunu düşündükleri gerçeğini de doğruluyor.

Not: Resim whatmakesthemclick.net‘den alınmıştır.

İsveç’li araştırma şirketi MarketWatch banner performanslarını göz izleme cihazı ile ölçerek banner boyutlarının ve tipinin banner’ların görülme oranına olan etkisini ortaya çıkarmaya çalışmış.

Banner_calismasi

Çalışmada İsveç’te bulunan 4 telekom operatörünün (Telia, Telenor, Tele2 ve Hi3G) websitesinde  bulunan banner’ların etkinliği 28 kişinin katılımıyla test edilmiş. Çalışma sonrasında çıkan sonuçlar reklam ajanslarını şaşırtacak cinsten:

  • Daha büyük banner’ların daha fazla görüldüğü düşüncesi tamamiyle yanlış. Bannerlar büyüdükçe görülme oranları azaldığı gibi sitenin yapısını da olumsuz etkiliyor.
  • Banner’ların ön plana çıkması için yapılan efektler varsayıldığının tersine görülme oranını etkilemiyor.Aksine kullanıcılar websitesinde hareket eden bölümleri yok saymaktalar. Bu tasarımda banner körlüğü adı verilen durum olarak adlandırılıyor.
  • Hareket eden banner’lar etmeyen banner’lardan daha az görünüyor.
  • Hareket etmeyen banner’lara sahip websiteleri kullanıcılarda markanın daha profosyonel ve güvenilir olduğuna dair bir izlenim uyandırıyor. Hareketli banner’lar için bir kullanıcı ‘Sürekli bana birşeyler satmaya çalışan satıcılar’ gibi yorumunu yapıyor.

Kaynak: http://www.tobii.com/…+_OnlineMarketingMarketwatch_210.aspx

Matteo Penzo yaptığı göz izleme çalışmasında form alanlarında Ad,Soyad ve Adres gibi etiketlerin yerleşiminin formu tamamlama süresine olan etkisini incelemiş. Çalışmada kullanıcılardan sağa dayalı, sola dayalı ve form alanının üstünde yer alan etiketleri olan formları doldurmaları istenmiş. Çalışma sonuçları şu şekilde:

Sola Dayalı Etiketler

Sola Dayalı Etiketler

Bu yerleşimde etiketler ve form alanları arasında ilişki daha belirginken iki arasındaki boşluk diğer form yerleşimlerine nazaran daha fazla olduğu için diğer form alanlarına göre göz hareketleri daha fazla zaman alıyor.

Sağa Dayalı Etiketler

Sağa Dayalı Etiketler

Sağa dayalı olan etiketler odaklanmayı ve form tamamlama süresini sola dayalı etiketleri olan formlara nazaran yarı yarıya düşürüyor.

Form Alanının Üstünde Olan Etiketler

form_top

Göz izleme çalışmasında en başarılı çıkan bu yerleşimde kullanıcı tek göz hareketi ile hem alanı hem de etiketi yakalayabiliyor. Bu formun tamamlama süresi sola dayalı etiketleri olan formlardan 10 kat daha az.

Çalışma sırasında karşılaştırılan süreler milisaniye cinsinden olsa da çalışma sonuçları web’in en can sıkıcı bölümlerinden biri olan form yerleşimleri açısından oldukça bilgi verici. Form tamamlama süresinin tamamlama oranına (dönüşüm oranı) olan etkisi göz önünde bulundurulduğunda kullanıcıların form aşamasını hızlıca geçmesi önemli bir konumda.

Carleton Üniversitesi’nden Gitte Lindgaard yaptğı çalışma ile kullanıcıların web siteleri hakkında ilk izlenimlerini saniyenin 20′de 1′i kadar bir sürede oluşturduklarını ortaya çıkardı.

Yapılan çalışmada önce  kullanıcılara websiteleri 50 milisaniye kadar  gösterildi. Sonrada kullanıcılardan bu siteleri estetik açısından değerlendirmeleri istendi. Yapılan puanlamanın sonucu websitelerine daha uzun bakan (20 saniye kadar) kullanıcıların değerlendirmeleriyle karşılaştırıldığında aralarında istatiksel olarak bir fark olmadığı ortaya çıktı.

Çalışmaya başlamadan kullanıcıların 500 milisaniyeden önce  anlamlı değerlendirmelerde bulunamayacağını düşünen çalışma ekibi bu sonuçların kendileri açısından oldukça süpriz dolu olduğunu düşünmekte.

Çalışmada ayrıca estetik olarak güzel olan sitelerde estetiğin websitesinin diğer özelliklerini etkileyip etkilemediği de ölçümlendi.Sonuç olarak Halo etkisi adı verilen durumun  kullanıcılarda yaşandığı da çalışmanın anlatıldığı makalede belirtiliyor. Halo etkisi kısaca iyi bir arkadaşımızın kötü özelliklerini görmemek durumu ile örneklendirebileceğimiz ‘bir insanın sahip olduğu bir olumlu ya da olumsuz özelliğinin, onunla ilgili genel bir yargının oluşmasına ve diğer özelliklerinin bu çerçevede değerlendirilmesine yol açması’ durumu olarak açıklanabilir. Çalışma sonucuna göre websitelerinde de kullanıcılar siteyi estetik buluyorlarsa sitenin kullanılabilir olduğunu düşünüp bazı sorunları görmezden gelebiliyor.

Kullanıcı deneyimi uzmanı Dawn Shaikh, 379 katılımcıya 4 sınıftan seçilmiş 40 tane font gösterip bir anket ile fontların karakteristiğini ortaya çıkarmaya çalışmış. 40 fontla yazılmış metinleri kullanıcılarına gösteren Shaikh bir anket ile fontların, Güçlü-Zayıf, Pasif-Aktif, Sıcak-Soğuk,Kötü -İyi, Sesli-Sessiz, Yaşlı-Genç, Ucuz-Pahalı, Güzel-Çirkin, Mutlu-Üzgün, Narin-Haşin, Soğukkanlı-Heyecanlı, Kadınsı-Erkeksi, Sert-Yumuşak, Hızlı-Yavaş, Sakin-Gergin özelliklerinin resimdeki gibi puanlandırılmasını istemiş.

font-karakter-testi

Shaikh, puanlandırma sonucunda fontların özelliklerinin ortalamalarını grafiklerle göstermiş.  Aşağıda 4 sınıf ve o sınıfa ait fontların değerlerini görebilirsiniz.

(daha fazla…)