Kullanıcıların İçerik Okuma Oranları
Belki de her cümlesi için üzerinde uzunca düşündüğümüz ve oluşturduğumuz içeriklerin kullanıcılar tarafından okunma oranların Harald Weinreich ve 3 araştırmacı yaptığı araştırma ile belirlemiş.
Çalışmaya göre kullanıcılar içeriğinizin en fazla %28′ini ve genelde %20′sini okumaktalar. Bu yazdığınız 5 paragrafın sadece birinin okunduğu anlamına geliyor.
İçerik ve kullanıcının sayfada durma süresi arasında da aşağıdaki bir ilişki ortaya çıkıyor.

Grafikte y ekseni kullanıcının sitede kalma süresini, x ekseni de sayfada bulunan kelime sayısını gösteriyor. Regresyon analizi sonucunda ortaya çıkan formülden kullanıcıların okuma hızı göz önünde bulundurularak ortalama içeriğin %18′inin okunduğu ortaya çıkıyor.
Çalışmanın sonucuna göre bu cümleyi çoğunuz okumuyorsunuz.
Satır Uzunluğu ve Okuma
Mary Dyson satır uzuluğu ile kullanıcıların ekrandan okuması üzerine yaptığı çalışmayı ‘How Physical Text Layout Affects Reading from Screen’ makalesinde paylaşmış.
Çalışmaya göre kullanıcılar bir satırda 100 ve üzeri karakterin olduğu yazıları daha hızlı okumalarına rağmen bir satırda daha az karakterin (45 ile 72 arası) olduğu yazıları okumayı daha çok sevmekteler.

Ayrıca yazının tek sütun olması yine kullanıcıların hızlı okumalarını sağlarken, kullanıcılar yazıları birden fazla sütunda görmek istemekteler.
Çalışmada kullanıcıların daha fazla sütuna bölünmüş yazıları daha hızlı okuduklarını düşündüğü ama çalışma sonucu ortaya çıkan verilerin bununla tam zıt olduğu belirtilmekte. Bu sonuç kullanıcıların sevdikleri biçimin her açıdan diğerinden daha iyi olduğunu düşündükleri gerçeğini de doğruluyor.
Not: Resim whatmakesthemclick.net‘den alınmıştır.
Kafa Karışıklığı – Bilgi Eğrisi
Indexed tarafından oluşturulan bu eğriyi web sayfalarında bulunan içerik ve bilgi miktarı için de kullanabiliriz. Grafiğin y ekseni kafa karışıklık (confusion) miktarını x ekseni de bilgi (information) miktarını belirtiyor.

Cliffhanger-Etkisi
İnsanların bilinmezliğe tahammülü yoktur. İlgilendiğimiz konudaki sorularımıza hemen cevap bulmak isteriz. Bu prensiple “Zeigarnik Etkisi” kavramı, Bluma W. Zeigarnik tarafından 1927 de ortaya koyulmuştur. Ziyaretçiye cevaplanmamış ve tartışmaya açık bir soru sorularak ilgisi kazanılır ve reklama tıklaması sağlanır. Sonrasında da kullanıcılar reklamın neyle ilgili olduğunu veya içerdiği detayları, bu prensip kullanıldığında, daha iyi hatırlayabilirler.