Sosyal Doğrulama ve Tavsiyeler
Kitty Genovese New York’ta 1964 yılında sokakta defalarca bıçaklanırken etrafta yardım çığlıklarını duyan 38 kişi “Nasıl olsa biri arar” düşüncesi ile polisi aramadı. Bu cinayet sonraları bir çok deneye ve toplum psikolojisi derslerine konu oldu.
Latane ve Darley, 1970 yılında 38 kişinin yaşadığı kayıtsız kalma durumunu anlamaya çalışan bir deney yapıyor. Deneyde kullanıcılardan bir odada anket doldurmaları isteniyor. Kullanıcılar bu anketi doldururken de odaya duman veriliyor.
Eğer odada deneyden habersiz bir kişi varsa kalkıp durumu bildirme oranı %75,
eğer odada deneyden habersiz üç kişi varsa kalkıp durumu bildirme oranı %38,
eğer odada deneyden haberdar ve anket doldurmaya devam eden iki kişi varsa deneyden habersiz üçüncünün kalkıp durumu bildirme oranı %10,
olarak ortaya çıkıyor.
Çalışma sonucunda insanların kararlarında -özellikle ne yapacaklarını tam bilemedikleri durumda- başka insanların davranışlarına göre kendi davranışlarını belirledikleri ortaya çıkıyor. Sosyal doğrulama denilen duruma göre karar vermeden önce başkalarının ne yaptığına bakarak kendimizi doğrulamaya çalışıyoruz.
Bunun en iyi örneğini e-ticaret sitelerinde alışveriş yapmadan önce başkalarını o ürün hakkında yaptığı yorumlarda görebiliyoruz. Belki de gördüğümüzde düşüncelerine itibar etmeyeceğimiz kişilerin bir ürün hakkında verdiği yıldız sayısı bizim satın alma kararlarımızı etkiliyor.

De Vries ve Pryun 2007′de yaptığı bir çalışma ile bu sonucu doğruluyor. Eğer bir tatil ürünü hakkında bir tavsiye varsa ürünün satışı %10 artıyor. Eğer tavsiye eden kişinin fotoğrafı bulunuyorsa bu oran %20′ye çıkıyor.
Kaynak:http://www.amazon.com/Neuro-Web-Design-Makes-Click/dp/0321603605
Tasarımda Gerçekçilik
Lukas Mathis, tasarımda gerçekçiliği irdelediği blog yazısında ikonların gerçeğe yakın olmasıyla kullanıcının algısı arasındaki ilişkiyi Kafa Karışıklığı – Bilgi Eğrisi yazısında paylaştığımız grafiğe benzer şu grafik ile anlatıyor.

Grafiğin y ekseni algı (cognition), x ekseni de detay (details) oranını belirtiyor. Grafikte kırmızı olan bölümler de kafa karışıklığını (confusion) gösteriyor.
Genellikle uygulamalarda anasayfa’ya dönmemizi sağlayan ev ikonunun aşağıdaki resimde 4 versiyonu bulunuyor. Soldaki iki ev oldukça detaylı iken genellikle daha az detaylı olmasına rağmen kullanıcıda anasayfa algısını yaratacak sağdaki ikonları kullanıyoruz.

Grafiğin diğer tarafını göstermek açısından da ikonlarda detaylar en az seviyeye inerken kullanıcıda algı benzer şekilde kaybolmakta.

Web Sitelerinde İlk İzlenim
Carleton Üniversitesi’nden Gitte Lindgaard yaptğı çalışma ile kullanıcıların web siteleri hakkında ilk izlenimlerini saniyenin 20′de 1′i kadar bir sürede oluşturduklarını ortaya çıkardı.
Yapılan çalışmada önce kullanıcılara websiteleri 50 milisaniye kadar gösterildi. Sonrada kullanıcılardan bu siteleri estetik açısından değerlendirmeleri istendi. Yapılan puanlamanın sonucu websitelerine daha uzun bakan (20 saniye kadar) kullanıcıların değerlendirmeleriyle karşılaştırıldığında aralarında istatiksel olarak bir fark olmadığı ortaya çıktı.
Çalışmaya başlamadan kullanıcıların 500 milisaniyeden önce anlamlı değerlendirmelerde bulunamayacağını düşünen çalışma ekibi bu sonuçların kendileri açısından oldukça süpriz dolu olduğunu düşünmekte.
Çalışmada ayrıca estetik olarak güzel olan sitelerde estetiğin websitesinin diğer özelliklerini etkileyip etkilemediği de ölçümlendi.Sonuç olarak Halo etkisi adı verilen durumun kullanıcılarda yaşandığı da çalışmanın anlatıldığı makalede belirtiliyor. Halo etkisi kısaca iyi bir arkadaşımızın kötü özelliklerini görmemek durumu ile örneklendirebileceğimiz ‘bir insanın sahip olduğu bir olumlu ya da olumsuz özelliğinin, onunla ilgili genel bir yargının oluşmasına ve diğer özelliklerinin bu çerçevede değerlendirilmesine yol açması’ durumu olarak açıklanabilir. Çalışma sonucuna göre websitelerinde de kullanıcılar siteyi estetik buluyorlarsa sitenin kullanılabilir olduğunu düşünüp bazı sorunları görmezden gelebiliyor.
Ne İçin Tasarlıyoruz? Tasarımımız Nasıl Algılanıyor?
Steve Krug’un Türkçeye ‘Kullanışlı Web Siteleri Yaratma!’ ismi ile çevrilen Don’t Make Me Think kitabında tasarımcıların tasarımı nasıl yaptıkları, kullanıcının ise bunu nasıl algıladığına dair çok güzel bir çizim bulunmaktadır.
Aşağıdaki videoda da Serdar Kuzuloğlu’nun Bilişim Teknoloji Zirvesi’nde yaptığı sunumdan küçük bir bölüm bulunmakta. Bu videoda Serdar Kuzuloğlu’nun kullanıcı algısı ve bilgi düzeyi üzerine yaptığı yorumlar oldukça çarpıcı.
