Ekipten

Design Thinking ile Gündelik Hayat Problemi Çözmek

Design Thinking (Tasarım Odaklı Düşünme) yöntemi, tasarım dünyasında olduğu kadar gündelik hayatımızda da birçok problemi çözüme ulaştırmamızı sağlıyor. UX Okulu katılımcılarımızdan Melisa, yöntemin bu özelliğini, son zamanlarda oldukça ilgi gören Dune filmi üzerinden yaptığı bir çözümleme ile ele aldı. Ayrıca UX Okulu'nda hazırlanan çeşitli design thinking eğitimi projelerini sizler için paylaştı.
USERSPOTS BÜLTEN
Her ay tasarım ve teknoloji üzerine yeni stiller, dijital ürünler, projeleriniz için kaynaklar, tasarım ilhamları ve daha fazlasına sahip bülten.
Aramıza hoş geldin! Yeni bültenlerimiz de görüşmek üzere...
Oops! Something went wrong while submitting the form.

Dune, Fremenler ve Design Thinking

Frank Herbert tarafından yazılan ve 1965 yılında ilk kitabı çıkan efsane bilim kurgu serisi Dune, birçok alanda incelemelere konu olsa da bu yazıda daha farklı bir noktadan bakmaya çalışacağım. Ekim 2021’de vizyona giren filmi izleyenlerin ve özellikle kitabı okuyanların büyük bir kısmının kadim halk Fremenler’e hayran kaldığını tahmin edebiliyorum. Zor yaşam şartlarına uyum sağlayabilmek için yarattıkları çözümler incelenmeye değer. Design Thinking yöntemiyle tanıştıktan sonra Dune serisini ve Fremen halkına farklı bir gözle bakmaya başladım. Çöl gezegeninde hayatta kalabilmek için ürettikleri çözümleri Design Thinking bakış açısıyla ele almak istedim.

Design Thinking, odağına insanı alarak yaşanan sorunu en verimli şekilde çözmeyi amaçlayan bir düşünme yöntemidir. Bir sorun ortaya çıktığında hemen bir çözüme atlamadan, sorunu anlayarak ve tanımlayarak; sorunu yaşayan kişi/kişilere yönelik gerçek çözümler yaratmak için kullanılır. Bir çöl gezegeninde bulunuyorsak ve su yokluğuyla baş ediyorsak sadece terleme önleyici bir çözüm bulmak bizim için yeterli olmayacaktır. Çözüm belki de damıtıcı giysidir. Her ne kadar kitaplarda ve filmde Fremenler’in damıtıcı giysi fikrini bulma aşamalarından bahsedilmese de ben bu çözümün çok iyi bir Design Thinking örneği olduğunu düşünüyorum.

Gelin bu örneği birlikte inceleyelim!


1. Sorunumuz Ne?

İster Design Thinking yöntemini kullanıyor olalım ister başka bi problem çözme metodunu, ilk adım her zaman sorunu belirlemek olmalı. Yaşanılan sorunu mümkün olduğunda spesifikleştirerek bir cümle haline getirmek ilerleyen süreçte işimizi çok kolaylaştıracaktır. Çok genel bir konuyu ele alıyor olsak bile bu genel konunun içindeki belli ayrıntı ve anları odak noktasına alarak çok daha sağlıklı bir Design Thinking süreci yaşayabiliriz.

Söz konusu Fremenler olduğunda birçok sorundan bahsedilebilir ancak bugün yaşadıkları gezegeni ve gezegenin şartlarını ele alıyoruz. Dune bir çöl gezegeni, gezegen üzerinde yaşayabilen neredeyse hiç bitki yok çünkü gezegende su yok. Çöl halkının minimum su ihtiyacını karşılayabilecek kadar bile su bulunamayan bu gezegende çözümsüzlük ölüm anlamına geliyor. O zaman amacımız hayatta kalmaya yetecek kadar su bulabilmek.

2. Empati Aşaması


Design Thinking yönteminin diğer problem çözme yöntemlerinden en büyük farkı empati aşaması. Probleme değil insana odaklanmamızı sağlayan empati aşamasında sorunu yaşayan kişi/kişilerle görüşmeler yapılır. Yapılan görüşmeler sırasında sorunu yaşayan kişiyi anlamaya yönelik sorular sorulur. “Bu durum sana ne hissettiriyor?”, “Yaşadığın olumlu ve olumsuz şeylere örnek verebilir misin?” ve benzeri sorular sayesinde hem sorunun kendisini hem de sorunu yaşayan kişiyi daha iyi anlamaya çalışılır. Görüşmeler sırasında “Neden?” sorusunun da çok önemli bir yeri var. Bu aşamada görüşmeleri yaparken en çok dikkat edilmesi gereken nokta sorduğumuz soruların yönlendirici olmaması. “Bu sence de kötü bir özellik mi?” gibi sorular sormaktan mümkün olduğunca kaçınmalıyız. Yaptığımız görüşmeler sonrasında bizi çözüm fikirlerine götürecek “Bu durumda olsam neler hissederdim, nelere ihtiyaç duyardım?” sorusunun cevabını empati aşaması sayesinde buluruz.


Frank Herbert’in muhteşem anlatımı sayesinde Fremenler ile empati kurmak çok zor olmuyor ancak yine de çözüme giden yolda, Fremenler’in yaşadıkları zorlukları anlayabilmek çok önemli. Kitapta kavurucu bir sıcaktan bahsediliyor. Fremenler sadece gece, güneş battıktan sonra kaldıkları yerden çıkabiliyor, gündüz dışarı çıkıldığında sadece terlemiyorlar vücutlarındaki tüm su buharlaşıyor. Resmen insan kurutan bir iklimde hayatta kalmaya çalışan bir halktan bahsediyoruz. Fremenler'in yaşam şartlarını anladıktan sonra başlıca sorunu ve soruna neden olan etkenleri bir araya toplamak ve analiz etmek için tanımlama aşamasına geçebiliriz.

3. Tanımlama Aşaması

Empati aşamasında edindiğimiz bilgileri analiz etme zamanı. Kişinin/kişilerin yaşadıkları sorunu ve bu sorunun sebeplerini doğru bir şekilde ele aldığımızda çözüm fikirleri oluşturmak için elimizde yeterli veri oluşacaktır. Bir problemle ilgili çevresel, fiziksel, duygusal ve benzeri birçok çıkarıma ulaşılabilir. Bu aşamada görüşmelerden edinilen bilgileri toplayarak belirli gruplara ayırmak tercih edilebilir. Bilgilerin gruplanması hem analiz etme sürecinde hem de fikir üretme aşamasında işimizi çok kolaylaştıracaktır. Grup başlıklarından hangisi ya da hangilerine öncelik verileceği ve çözüm fikirlerine temel sağlayacağına karar verdikten sonra fikir üretmek için daha sağlam biz zemin hazırlamış oluruz.

Fremenler, hayatta kalmak için içmeleri gereken su miktarının yanında vücutlarındaki su ve nemi de koruyabilecek bir çözüme ihtiyaç duyuyor. Sadece su kaynağının oluşturulması ya da terlemenin önlenmesi uzun vadede onlar için yeterli bir çözüm olmayacaktır. Aynı zamanda çözüm fikirlerini, her an yanlarında taşıyabilecekleri, hareket halinde onlara yük olmayacak ve onları kısıtlamayacak şeyler üzerine üretmemiz gerektiğini de empati aşamasında edindiğimiz bilgileri analiz ederek anlayabiliriz. Edindiğimiz bilgilerden yola çıkarak sorun için fikir üretmeye başlayabiliriz.


4. Fikir Üretme Aşaması

Sorun tanımlandıktan ve doğru bir şekilde anlaşıldıktan sonra fikir üretme çalışmalarına başlanır. Yaratıcı süreç başladığında önemli olan, yaratıcılığı sınırlamamak ve mümkün olduğunca farklı fikirler ve bakış açıları üretmeye çalışmak. Fikirleri, empati aşamasında edindiğimiz ve tanımlama aşamasında analiz ettiğimiz bilgilere göre üretirken "Crazy 8" ve benzeri birçok metoddan yararlanabiliriz. Yaratıcı süreci besleyen ve destekleyen bu metodlar sayesinde bir fikrin beraberinde bir sürü farklı seçenek ve yeni fikirler getirdiğine şahit olunabilir.

Üretilen farklı fikirleri uygulanabilirlik, etki ve yenilik açısından değerlendirdikten sonra en iyi sonuç vereceğini düşündüğümüz fikri protipleme ve test etme aşamasına geçebiliriz. Fikir üretme aşamasında hayata geçirme sürecinde zorlanabileceğimiz fikirler ortaya çıkmış olabilir ve bunda hiçbir problem yok. Fikir üretme süreci bittikten sonra gerçek hayata en kolay uygulayabileceğimiz fikirleri ayrıştırarak onlara ağırlık verebilir. Aynı şey fikir hayata geçtiğinde hayatımıza ve sorunun çözümüne yapacağı etki açısından da değerlendirilir. Yenilik açısından değerlendirmeye geldiğimizde de benzer sorun yaşayan kişilerin kendi sorunlarını nasıl çözdüğüne, bizim fikrimizin o çözümlerle arasındaki benzerlik ve farklara odaklanabiliriz. Tüm fikirlerimize bu üç nokta üzerinden puan verdiğimizde üzerinde çalışacağımız fikir netlik kazanacaktır.

Fremenler'in ihtiyacının vücutlarındaki nemi koruyacak ve su sıkıntısını giderebilecek bir şey olduğunu tanımlama aşamasında anlamıştık. Fikrimiz, yaşadıkları çöl üzerinde her an kullanabilecekleri hatta üzerlerinde taşıyabilecekleri bir şey olmak zorunda. Fremenler bu sorunu “damıtıcı giysi” adını verdikleri bir fikir ile çözüyor.

5. Prototip ve Test Aşaması

Prototipleme aşamasında fikirler somut hale getirilerek incelenir ve değerlendirilir. Fikir aşamasında çok iyi dursa da somut hale getirildiğinde en iyi etkiyi sağlamayan fikirlerle karşılaşılabilir. Her fikri denemeden hayata geçirmek, birçok anlamda olumsuz sonuçlar doğurabilir. Bu olumsuz sonuçların önüne geçilebilmesi için prototipleme çözüme giden yolda en önemli aşamalarından biridir. Prototipi hazırlanan ve test edilen fikirler değerlendirilerek hayata geçirilecek çözüm fikrinin bulunması sağlanır.

Test aşaması ile hazırlanan prototipin hayata geçirilmesi sonucunda sorunu yaşayan kişi/kişiler çözümü gerçekten deneyimleme fırsatı bulurlar. Yapılan testlerin sonrasında çalışan ve iyi çalışmayan özellikler tespit edilerek fikir sürekli olarak geliştirilir. Design Thinking bir anlamda mükemmele ulaşmak için durmadan kendini yineleyen ve gelişen bir süreçtir. Test aşaması sonrasında fikir üretme ve hatta tanımlama aşamalarına geri dönülmesi gerekebilir. Bu geri dönüşler ve sürecin tekrar edilmesi insan için en iyi sonucun alınmasını sağlar.

Fremenler damıtıcı giysinin son haline ulaşana kadar hangi farklı yolları denediler maalesef bilmiyoruz. Ancak damıtıcı giysinin tek seferde ortaya çıkmış bir şey olmadığı ilk bakışta anlaşılabilir. Damıtıcı giysi, vücudu sıcaktan ve güneş ışınlarından korurken buharlaşan vücut sıvılarını da muhafaza ediyor. Muhafaza edilen buhar tekrar sıvıya dönüştürülerek depolanıyor ve giysi içinde bulunan tüpler yardımıyla içilebiliyor.

Test aşamasından sonra eklendiğine neredeyse emin olduğum bir ayrıntı var. Fremenler vücut sularını mümkün olduğunca korumak istedikleri için kendilerini her zaman burunlarından nefes alıp vermeye alıştırmışlar. Damıtıcı giysi tüm vücudu sarsa da yüzlerini kapamıyor. Nefesi burunlarından vererek her ne kadar su kaybını minimize etmiş olsalar da hala bir kayıp söz konusu. Bu kaybı önlemek adına burunlarına da bir tüp takarak bu tüpü damıtıcı giysiye bağlıyorlar. Böylece verdikleri nefes de içebilecekleri suya dönüşüyor.



Fremenler’in yaşadığı şartları ve zorlukları kendi hayatımızla bağdaştırmak belki biraz zor olabilir. Ancak burada söz konusu olan günlük hayatlarında karşılaştıkları bir problemi çözüme ulaştırmış olmaları. Gündelik hayatta yaşadığımız sorunları çözebilmek için hayatımızın tehlikede olmasına gerek yok. Yaşadığımız her problemi -en küçük olandan en çok önem verdiğimize kadar- Design Thinking yöntemiyle ele alabilir ve kendimiz için en doğru çözümü bulabiliriz.

Design Thinking sadece sorunumuza bir çözüm getirmekle kalmaz; yaşadığımız sorunları, neden bunları sorun olarak gördüğümüzü, neler hissettiğimizi ve motivasyonlarımızı anlamamıza da yardımcı olur. Design Thinking, tasarımcılar tarafından ve bu örnekte de gördüğümüz gibi bazen hayatta kalmak için sıklıkla kullanılan bir yöntem. Bu yöntemi gündelik hayatımıza entegre etmek için yapmamız gereken tek şey bir sorun belirlemek. Gündelik hayatınızda bir problemi bu yöntem ile ele alarak insan odaklı düşünme yönteminin nasıl bir fark yarattığını deneyimleyebilirsiniz.

UX Okulu Katılımcılarının Design Thinking Eğitimi Projeleri

UX Okulu katılımcıları olarak eğitim sürecimizde bizim de Design Thinking ile gündelik hayat problemi çözmek üzerine bir görevimiz vardı. Bizim gündelik hayatımızda yaşadığımız sorunlar Fremenler’in sorunları kadar kritik olmasa da Design Thinking yöntemini kişisel hayata yorumlama konusunda iyi birer örnek olacaklarını düşünüyorum.

UX Okulu katılımcısı olan iki arkadaşımız Duygu ve Sena'nın çalışmalarına bir bakalım:

• Duygu’nun “İş Yerinde Yemekhane Yemeklerini Beğenmeme ve Yemek İstememe” Sorunu ve Çözümü

Duygu, ele aldığı gündelik hayat sorununu Design Thinking ile çözmek için görüşmede soracağı sorulara karar vererek işe başladı. Empati aşamasında yapılacak görüşmeler için soruların hazırlanması sohbet anında konunun dağılmaması için çok iyi bir yol.

Empati aşamasında yaptığı görüşmelerden aldığı cevapları, tanımlama aşamasında derinlemesine inceledikten sonra görüşmeden çıkan en önemli öğrenimlerini ayırarak fikir üretme aşaması için kendisine bir temel sağlamış.

Duygu’nun fikir aşamasında en önemli öğrenimlerinden yola çıkarak farklı çözüm fikirleri ürettiğini görüyoruz. Bu fikirleri kullanılabilirlik, etki ve yenilik açısından değerlendirdikten sonra, geliştirmek istediği fikrin üzerine giderek prototip ve test aşamasına geçebilir.

Önce en uygulanabilir fikrin üzerinden giderek patronuyla konuşmayı seçmiş. Bu fikir ihtiyaç duyulan etkiyi yaratmadığı için bir diğer fikri uygulamaya geçmiş ve test ederek kendisi için en iyi çözümlerden birine ulaşmış. 


• Sena’nın “Yemek Yapmaya Üşeniyorum” Sorunu ve Çözümü

Sena empati aşamasında sorunu yaşayan kişinin yaşadığı durumu tespit ettikten sonra sorunu tanımlayarak dışarıda yemenin kendisini sağlıksız hissettirdiği, yemek yaparken ölçü ayarlayamadığı için bulaşık ve alışveriş konularında sorun yaşadığı sonucuna varıyor.  Sorun anlaşıldıktan ve sorunu yaşayan kişiyle empati kurulduktan sonra fikir üretme sürecini başlatacak soruyu seçiyor. 4 farklı çözüm fikri ürettikten sonra en iyi sonuç vereceğini düşündüğü “Yemek yapma deneyimini iyileştirmek için biriyle beraber yemek yapmak” fikrini test etmeye karar veriyor. Test aşamasının sonunda bu fikrin sorunu çözmenin yanında yemek yapmayı da daha keyifli hale getirdiği ortaya çıkmış.

Design Thinking, Tasarım Odaklı Düşünme olarak dilimize çevrilse de sadece tasarımcıların kullanabileceği bir yöntem değil. Gündelik hayatlarımızda hatta Dune gezegenindeki problemler için bile rahatlıkla kullanabileceğimiz bir yöntem. Bu yöntemi hem tasarım hem de günlük hayatınıza dahil etmek, problemlere çok daha yaratıcı bakış açıları ile yaklaşmak istiyorsan Userspots Akademi'de online olarak devam eden Design Thinking Eğitimi'ne katılabilirsin. Detayları burada.

Ayrıca Design Thinking ile birlikte tasarımın önemli birer parçası olan diğer tüm metotları da merak ediyorsan, hatta kullanıcı deneyimi ve tasarımına ilgi duyup UX dünyasında tasarımcı olarak yer alabileceğin bir kariyer hedefi kuruyor ama henüz nereden başlayacağını bilemiyorsan -ki üzülme yalnız değilsin:)- UX Okulu'na katılabilirsin. Bilmen gereken her şey burada. Üstelik 2. Dönem başvuruları devam ediyor!

Design Thinking ile Gündelik Hayat Problemi Çözmek

Hazırlayan;

UX Okulu Katılımcısı

Melisa Baki

Userspots Bülten
Her ay tasarım ve teknoloji üzerine yeni stiller, dijital ürünler, projeleriniz için kaynaklar, tasarım ilhamları ve daha fazlasına sahip bülten.
2300’den fazla kişinin kayıtlı olduğu kulübümüze katıl !
Başvuru için teşekkürler. En kısa sürede sizinle iletişime geçeceğiz.
Lütfen eksik bilgileri tamamlayıp, tekrar deneyin.